quick-art-space.title

9 Ocak 2023

İçimizde Müphem Boşluklar ve Girdaplar

Bahadır Yıldız’ın "İçimizde Müphem Boşluklar ve Girdaplar" başlıklı 7. solo sergisi Nergis Abıyeva küratörlüğünde 13 Ocak - 29 Şubat tarihleri arasında Quick Art Space’te gerçekleşiyor.

İçimizde Müphem Boşluklar ve Girdaplar sergisi tanıtım görseli

Paylaş

İçimizde Müphem Boşluklar ve Girdaplar

Bahadır’ın yapıtlarıyla 2020 yazında hemhâl olmaya başladım. O sıralarda Murat Sinkil: Çağdaş Resmin Dervişi adlı monografik kitabı hazırlıyordum. 2016’da vefat eden Murat Sinkil’i araştırırken sanatçının ailesi ve dostları beni görüş almak üzere Bahadır’a yönlendirmişti. Tam da bu tarihlerde Bahadır atölyesini ve evini İstanbul dışına taşımaya karar vermiş ve soluğu önce Sapanca’da almıştı. İstanbul’dan beş kişilik bir yazar, küratör ve koleksiyoner ekibiyle sanatçının Sapanca’daki atölyesini ziyaret ettiğimizde, kendimizi bir tür ‘acayip atıklar diyarı’nda bulduk. Bahadır’ın üretiminin sürekli bir devinim içinde olmasından, kullandığı materyallerin çeşitliliğinden, başkalarının atıklarını adeta bir simyacı gibi dönüştürmesinden, köpeği Kangu’yla kurduğu yoldaşlık ilişkisinden çok etkilendim. O gün bugündür Y. Bahadır Yıldız’ın işlerinin Galeri Apel’den sonraki dönüşümünü izleyiciyle paylaşma arzusu taşıyorum.

Atık Plastik ve Leş Estetiği

Quick Art Space’in tohumlarını serpmeye başladığımız ilk zamanlarda, Bahadır’ı Quick Tower’a davet ettim. Klasik bir sergi mekânı olmayan, sergi alanı olarak inşa edilmemiş, ancak müthiş bir etkileşim içindeki binanın meydanından başlayarak lobisini ‘ele geçirme’ fikri kendisine sıcak geldi. (Sanıyorum ki, ikimizin diyaloğuna ek olarak, Quick Tower’ın kediköpek paydaşları da Bahadır’ın kararını etkiledi!) Sergiyi kurgularken, Bahadır’ın kendisinin ortaya attığı ‘leş estetiği’ kavramını odağa aldık. Atık plastiğin itici görselliğine göndermede bulunan leş estetiği, sanatçının hem üretim hem de düşünme pratiğini tanımlaması bakımından eşsiz bir yerde duruyor. Quick Tower’ın meydanını, heykellerle ele geçiren Bahadır, atık malzemelerden açık havaya ve her türlü hava koşuluna uygun devasa işler yaptı.

Sanatçı bu antropomorfik (insan biçimli) heykelleri 2015’te sanayi bölgesinde plastik fabrikası üretim alanlarında atık malzemelerle çalışarak eriyik hammadde ve akıntıyla yapar. Sanayide gerçekleştirdiği üretim sürecinde atık hammaddeleri melez figürlere dönüştürür. Fabrika üretim alanındaki seri üretimin bir boşluğundan yararlanarak ürettiği yapıtlar, aynı zamanda performatif bir sürece tâbidir.

İşlem gören fosillerin plastik hammadde olarak kullanılmasıyla yapılan bu etkileşimli heykeller, yeraltından gelen fosillerin yer üstündeki temsilleri gibidir. İlk bakışta yetişkinler, çocuklar ve hayvanlar için bir tür oyun alanı olarak gözüken bu yerleştirme, sanatçının büyük boyutlu heykelleri dış mekâna uygulama maharetini de gösteriyor.

Malzemeyi Kavramsallaştırmak

Malzemelerini, bitkilerden, kabuklardan, kalıntılardan ürettiği doğal boyalardan sanayi atıklarına uzanan geniş bir yelpazede bulan sanatçı, yaşamının farklı dönemlerinde çalışmalarını dağ, orman gibi yerlerde de gerçekleştirir. Son on yıldır özellikle doğa-kent ikiliği ekseninde ürettiği yapıtlarda insana, habitatına ve diğer türlerle ilişkisine odaklanan sanatçı, doğal kalıntılardan elde ettiği kök boya vb. malzemelerle insan türünde var olan nöronların doğadaki benzerlikleri üzerine çalışır. Yine 2014’te başladığı “Dendrit” serisi, doğanın bıraktığı kalıntılardan, köklerden ve ormandan topladığı bitkilerden ürettiği boyalarla yaptığı resimlerdir. Nöronlar içinde alıcı görevi gören dendrit, biçimsel olarak ağaca benzediği için adını ağaç gövdesi anlamına gelen dendron’dan alıyor. Kökler doğanın biriktirdiği besin taneciklerini toplayıp bir ağacın yaşamasını sağlarken, dendritler çevreden gelen her türlü bilgiyi beyine ileterek yaşama kaynaklık ediyor. Bu yanıyla tekil bir kaynaktan gelen bilgi çoğalıp bambaşka anlamlar kazanıyor. Köklerin topraktan söktüğü nitrojenin ağaçta kompleksleşip elma olması gibi bir anlam bütünlüğü yaratıyor.

Zımpara Kağıdı

Kum heykel yaptığı 2007’de zımpara kağıdıyla ilgilenmeye başlayan Yıldız, çeşitli denemelerin ardından zımpara fabrikasının atık konteynırındaki parçaları toplayıp dönüştürür. Düzenli sarma eylemiyle, üst üste binerek büyüyen, hareketlenen sarmal formlar, sanatçıya göre kişinin savunma mekanizmalarıyla, kabuk olarak örüp büyüttüğü yapı ile imgesel olarak özdeşlik kurmaya çalışır. Zımpara kâğıdını kabuk olarak algılayıp malzemenin kendisini kavramsallaştırmaya girişen Bahadır, malzemeyi insanın kendisi için kurguladığı, dışarıyla arasına ördüğü bir yapı olarak ele alır.

Sanatçı 2020’de pandemi döneminde eve kapanınca yine zımpara kağıtlarını kullanarak yapmaya başladığı “Ouroboros” isimli heykeli şöyle açıklar:

Bir başlangıç noktasından çıkarak dairesel hareketler ile devam eden form, kendi sonuyla birleşerek bütünleşir. Ortaya çıkan sarmal biçim, kendini yiyip bitiren ve yeniden doğuran, yaşam döngüsünü simgeleyen ve bütünlük anlamına da gelen Ouroboros’tur. Heykel, kendi kuyruğunu yiyen yılanın kendine karşı/doğru harekete geçtiği anı simgeler. Başlangıç için gerekli güç, ritimsel hareket ve enerji, Ouroboros’ta mevcuttur. Malzeme olarak kullanılan zımpara kağıdının, aşındırma ürünü ve fabrika atığı olmasıyla biçim-içerik birlikteliği kurulurken, birbirine eklenerek büyüyen döngüsel formlar, aşınma ve yenilenme üzerinden bir ikilik oluşturur. Yaşama karşı duran atık malzeme, zamanın içinde dönüşerek dolaşıma geçer.

“Psişik Savunma Stratejileri” adını verdiği serisinde zımpara kâğıdını kullanarak yaptığı heykeller arasında farklı bir yerde duran “Döngüsel Stratejiler” (2021) isimli heykelinde, tahriş edici olan tanecikler kabuk değiştirerek yumuşak bir akış içinde çoğalır. Birbirine eklenerek büyüyen ve dönüşen sarmal formlar yarattıkları çağrışım ve karşılaşmalarla yeni olasılıkları ve dönüşümü imgeleyen örülmüş bir kozayı hatırlatır.

Evsel Dönüşümler

Bahadır soğan kabuğu, kına, hibisküs, duvar kâğıdı, eski ev eşyası gibi malzemeler kullanarak evle organik bir bağ kurar ve mekânın hafızası üzerine çalışır. 2014’ten itibaren ev eşyalarının atık plastikle dönüştürdüğü yapıtlarında işlerinde tüketime ve alışkanlıklara vurgu yapar. Sanatçı için ev eşyalarını iskelete çevirmek, dönüşümlerini izlemek ve eşyalardan kurtulma fikri heyecan vericidir. Rende, tencere, fritöz gibi gündelik yaşam malzemelerini ve yatak yayı gibi pek çok ev eşyasını fabrikaya götürerek heykellerin iskeletinde kullanır veya üzerlerine 250 derece atık plastik döker. Gündelik yaşam malzemelerini bu şekilde kullanarak yaşadığı evi ve güvenli alan olan ‘Hâne’yi tasfiye etmiş olur.

İktidar, aile kurumu, kimlik ve aidiyet gibi meselelerle ilgilenen ve yersizyurtsuzluk/göç hareketlerinden etkilenen Y. Bahadır Yıldız’ın İçimizde Müphem Boşluklar ve Girdaplar sergisi sanatçının beklenmedik yerlerde oyun oynama isteğinin bir uzantısı olarak da görülebilir.

Nergis Abıyeva, Ocak 2024, Erenköy.

Diğer Sergiler